ÇÖKÜŞ ve DİRİLİŞ!…

Fikrine, samimiyetine, müslümanlığına itibar ettiğim birkaç entellektüel yahut aydın vardı Müslüman Mahallesinde, artık onlara da zırnık kadar itimadım kalmadı! Bakıyorum hala ve ısrarla kendi dışında düşman, kendi dışında suçlu arıyorlar! Hiç öz-eleştiri yok! Meşhur ‘öteki mazereti’ veya ‘öteki kronik hastalığı!’..
Devir Allah için terk etme ve Allah için terk edilme devridir!.. Elhamdülillah!..
***
Vallahi anlamıyorum! Allah Taala diyor ki mealen: “Kim müspet ve menfi ne yapmışsa kendisi için ancak o vardır.” Ferden de böyle, toplumsal olarak da, ümmet olarak da böyle… Dünyevi olarak da böyle, uhrevi olarak da böyle!.. Ama sen hala kendini düzeltmek ve kusurlarını sorgulamak yerine sürekli başkaca suçlu ve günahkar arıyorsun!
Yahudinin günah keçisi aramasına benzetmek istemiyorum müslümanın bu halini ısrarla!!! Ama neylersin!…
Ne yaparsan o var sana ve ancak o sana döner diyor özetle Yaradan! Bundan daha aşikar ve beliğ uyarı olur mu!?

Bakınız yukarıdaki ayette ve benzer ayetlerde bütün yanılsamalar, yalanlar, mazeretler, iblislikler, münafıklıklar yerle yeksan ediliyor! Mazeret üretemezsin, iblislik edemezsin, kıvıramazsın!.. Ne ekersen onu biçersin diyor Allah A.C. Daha ne denecek sana bre müslüman; daha nasıl söylenecek sana Hâk ve hakikat!.. Kitap ne diyor, sen hangi alemlerdesin! Allah kimsenin yanına bırakmaz hainliğini de, münafıklığını da, zahirde ve batında sebep olduğu ifsadı da!

Dosdoğru olacaksın evvela! Evvela sen dosdoğru olacak, doğru düşünecek, doğru akledecek, doğru fikredecek, doğru davranacaksın!. Üstelik emellerin ve niyetlerin de hak rızasına uygun olmak zorunda! Başka seçeneğin yok!. Nokta…

Sen dosdoğru ol evvela; kendinden emin ol ve hakkaniyetten şaşma ve sapma! Sonra ötekiyle mücadeleye giriş ve savaş!.. Ötekiyle savaşmanın birinci yolu; en doğru yolu senin dosdoğru olmak yoluyla ötekine örnek teşkil etmen ve onun kendi kusurunu ve zulmünü farketmesini sağlamandır. Sen düzgün olduğun halde o ifsad ediyorsa o zaman sana savaşmak için icazet vermiştir Allah Taala. Aksi halde iki zalim zümre, iki ahlaksız zümre veya iki esfel fert birbiriyle savaşıyor olurlar. Her kesim ve taraf batıldır şu durumda ve omuz verilemez hiçbirine!

Allah C.C. diyor ki mealen: ‘Ne yapmışsan, ne yapıyorsan o’dur; o’sun, o kadarsın, o kadarına nail olursun; o kadarı var olur zahirde ve batında senin için! O var olur… Sen neye ne kadar cehdedersen müspet ve menfi olarak onu bulacaksın karşında-o vücuda gelecektir’ diyor. Daha ne densin, nasıl densin insana!?

“Ancak Benim şanım ve rızam için samimiyetle yaptığın işlerde eksik, aciz, kusurlu da olsan samimiyetine binaen seni muvaffak edeceğim; umduklarının çok çok ötesine vasıl edeceğim seni. Seni muzaffer kılacağım; seni kudretime alacağım, aziz edeceğim iki cihanda kudret, inayet, rahmet ve bütün tecellilerimle. Yalnızca Bana dayan, Bana sığın, Benden kork ve dosdoğru olarak hükümlerime uy; samimi ol” diyor.

“Sen değişmeyi ve değiştirmeyi dileyeceksin Benim murad ettiğim şekilde ve Ben değiştireceğim-dönüştüreceğim. Sen iyiliği emredeceksin, kötülüğü men edeceksin en güzel şekilde ve Ben seni muvaffak ettireceğim” taahhüdünde bulunuyor başka ayetlerde mealen Mevla.

Yani: “Ne yaparsan yap Benim irademe ve muradıma uygun ve Benim iradem ve muradım namına yap; iradeni irademe bağla!” diyor Allah C. C.
Bir başka ayette mealen: ‘Kim zerre kadar hayır işlerse karşılığını mutlaka bulur, kim zerre kadar şer işlerse karşılığını mutlaka bulur!’ diyor yine Allah Taala.

Yaradan, Sünnetullah; yani bu yaradılışın yasaları sana “Keyfin nasıl isterse öyle yap!” demiyor; neyi nasıl yaparsan ne elde edeceğinin, hangi emel ve amelle hangi sonuca gideceğinin bilgisini veriyor deliliyle, belgesiyle, mahiyetiyle, alametiyle, ispatıyla, tarihiyle… Sana hak ve hakikate uy deniyor. Ama uymazsan ve tercihini zulüm ve zulmetten yana kullanırsan da cezan, akibetin şudur, şöyle-şöyledir diyor sana bin bir lisan ve delil ile Kitap, peygamberler, aklı selim, izan ve elbette bütün ehli Hak…

Şu durumda nereye bakacağız, kime bakacağız, ne yapacağız!? Kendimize bakacağız, halimize, dilimize, çabamıza, samimiyetimize, amellerimize, kalbimize bakacağız; her bağlamda kendimize bakacağız, insana bakacağız ve hızlıca ve kalıcı olarak müspet anlamda değişmeye-kendimizi düzeltmeye bakacağız. Başka bir seçenek yok ama alternatif çok!! Kim neyi tercih ederse artık..

Kendini düzetmezsen; alçaklık yapmaya devam edersen ferden veya toplumsal olarak seni alaşağı eder ve senden daha zalim veya daha hayırlısını yerine diker Cenabı Hak.
Kendin ettin, kendin buldun! ‘Defol dergahımdan!’ der alemlerin Rabbi ve kovulursun!
Kendini vazgeçilmez, yıkılmaz, bitmez, ölmez veya ilah zanneden sefihlerden, esfellerden daha zavallı, daha alçak kim vardır!?

Hasılı kelam! Biz kilidiz, biz yükümlüyüz, sorumluyuz, mesulüz kemalden de zevalden de! Ne yapıyorsak ona vasıl oluyoruz, ektiğimizi biçiyoruz! Kör müsünüz, sağır mısınız; aklınız-izanınız-kalbiniz mi mühürlü!?
Yâni zulmeden zülme hayat verecek, yanlış yapan yanlışa hayat verecektir diyor sana SÜNNETULLAH. (İlahi Diyalektik) Ve dahi bilim, ilim, irfan, akıl-gönül ve izan aynını söylüyor sana!.. İyi, doğru, güzel yapan da iyi-güzel ve doğru olana hayat verecektir; iyi ve güzel olan neşv u nema eyleyecektir Biiznillah. Bu kadar basitir. Bu Sünnetullahtır.

Ve ne gariptir ki: akledin, fikredin, tefekkür edin, cihad edin, dosdoğru olun diyen bir İslâm ve Yaradan ile dalga geçiyoruz adeta ve işlediğimiz pislikleri üstüne yıkacak odaklar arıyoruz! Hatta kadere yıkıyoruz cahiliyemizi, ahlaksızlığımızı, suçumuzu, pisliğimizi!.. Mazeret üretiyoruz, düşman buluyoruz ama kendimizde hiç iblislik aramıyoruz!
Bu durum ahmaklıktan, aklını yitirmişlikten, şeytanlıktan dahi aşağılık bir durumdur! Kendi emel ve ameline bakmak yerine sürekli bir suçlu ve mazeret aramak, üretmek, bulmak MÜNAFIKLIKTAN bile alçakçadır Allahu âlem…
Bendeniz acizane İslamdan yakinen bir öz ve ruh aldım. Ve o öz, o ruh, Kitabullah, Rasulullah, Kalbi Selim, Aklı Selim, basiret, feraset, iman hepsi bize bunları söylüyor özetle. İmanımız varsa Haktan ve hakikatten alametleri olmalı..

Kusursuzluk Allah’a aittir ancak kusurlarımızda dahi samimi ve gerçekçi olmak biz kullara aittir. Hakka Hak, batıla batıl; doğruya doğru, yanlışa yanlış demiyorsak-diyemiyorsak iman dahi kesinlikle sorgulanmalıdır! Kendimi dahi sorgulamayacaksam ne müslümanlığı Allah aşkına!.. Bu düpedüz ve haşa Allah Taala ile, İslam ile, Kitap ile ve elbette kendimiz ile alay etmektir!
Bu kötülüğü kim yapabilir ki İslama ve müslümanlara şu müslüman maskeli ‘Belhum Adal’lardan başka!? Siyonizm içimizde; kendi uhdemizde desek Allahu alem günaha girmez tam tersine isabet etmiş oluruz sanki!

Oldurmanı dileriz Allahım! Çırpınmak bizden, oldurmak Senden.. Bizi bize bırakma rahmetinle..
Vesselam..

Sürçü lisanımız affola..

Bayram Karaman
13. 8. 2017 İst.

Telif hakları Bayram Karaman ve Hakikat Okuluna aittir. Ticari yayın mecralarında izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz ve yayımlanamaz.

(Visited 44 times, 1 visits today)

About The Author

You Might Be Interested In

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com