İSLAMCILIK ve ANTİ İSLAMCILIK FİTNESİ!

İslâm ne Musatafa Kemal’in, ne R. Tayyip Erdoğan’ın, ne K. Kılıçdaroğlu’nun,  ne x şeyh efendinin, ne de y cemaatinin metası yahut dinidir. Ne de bir partinin malıdır İslam. İslam bir kişi, bir kitle veya devletin hükümranlığına girdirilemez; İslamın hükümranlığına girilir ancak.

İslam ne Arab’ındır, ne de Acem’indir. Bütün İnsanlığı muhattap alan; buna mukabil İslama ve Müslümanlara savaş açanlar bile, kendileriyle savaşmak farz ve şart olmak ile birlikte son nefese kadar İslam’ın ve hidayetin muhattabıdırlar. Bunun belgesi İslam tarihidir, Halid Bin Veliddir, Vahşidir, pek çok sahabe ve insandır.

İslâm, hakikat mülkünün ta kendisidir; mülkün teminatıdır, insanlığın yegane teminatıdır. Dünya ve ahiret bağlamında, en özgün ve en orjinal anlamıyla hayattır İslam. Soyut ve somut meta değildir; mal değildir İslâm. Hiç kimsenin malı değildir. Tam tersine herkes ve her şey hakikatte bütün esprisi ile İslam’a aittir.

İslam Selamdır; adı üstünde. Selam ve selamet demektir her anlamda! İnsanlığın tahayyül edebileceği ve varabileceği en yüksek idealdir İslam. Selam ve esenlik insanın, insanlığın, insan ruhunun, varlık esprisinin, hayatın ve hakikatin her anlamda zirvesi demektir.

Selam zulüm ve zulmetlerin zıddı olarak, zulüm ve zulmetlerden emin ve emniyette olmak, zulüm ve zulmetlerden ğalas olmak demektir.

Siz İslamı zalim ve kalitesiz işkembelerinize veya hevalarınıza indirgeyerek değersizleştiriyorsanız bu sizin değersizliğiniz ve cinayetinizdir; bunu yapmak büyük bir günah ve tahriftir. Ancak hepimiz bu tahrifi yapıyor; kirli, kifayetsiz, cahil, ahmak ve hatta müşrik ve münafık zihniyetlerimize veya çaplarımıza indirgiyoruz İslamı.

İslam indirgenmekten, heves ve hevadan, beyinsizlikten, cehaletten, cinayetten ve zulümden münezzehtir.  İslamı biz kendimize indirgeyelim diye değil, biz İslamı anlayalım ve onunla tekamül edip insanı kamil olalım diyedir. Yani İslam benim çapıma, anlayışıma, kafama ve hevama inmeyecek, ben İslam’ın sonsuzluk ve sınırsızlığı ile sınırsız ve sonsuz olma yoluna gireceğim!

Herkes bir tarafından tutup hevasına çekiyor İslamı! Cahillik yahut münafıklıktır bu! İslamı, Hakkı, hakikati, halkı katletmektir!

İstemezler ki gerçek Müslümanlar olalım! Gerçek Müslüman olduğumuzda hem yerelde ve hem de küreselde bütün putlar yıkılır! Zalimlere diz çöktürülür; dünyaperestler ne Müslümanları ne de insanları sömüremezler! Yalan ve sihir yerle yeksan olur; Hak ve hakikat apaçık ortaya çıkar! İstemezler Müslümanlar veya insanlar hakkıyla Müslüman olsunlar! İstemezler ki bize haşa yarattıkları şu yapay zindanlardan çıkıp sonsuz bir ufka çıkalım ve bütün gerçekleri görelim! İstemiyorlar! Çünkü biz uyanırsak; Müslümanlar İslamın aslına uyanıp Müslüman olursa bütün tağut yıkılacak ve sistemleri yerle yeksan olacaktır.

Bu yüzden insanları peşin olarak İslama düşman yapıyorlar ki kimse uyanmasın! İnsanları uydurulmuş din ile, hurafeler ile oyalıyorlar ki Kur’an’ın üzeri açılmasın, fıtrat uyanmasın! Ki  iblisler imparatorluğu yıkılmasın! Kendi saltanatları için hepimizi pekala sinek gibi öldürebilirler görüldüğü üzere! Zaten öldürüyorlar!

İslam kimin velhasıl hanımlar beyler? İslam nedir? İnsan nedir? Bu hayat nedir? Allah Taala bize neyi açıklamış, bizi niye yaratmış? Hakikat nedir!? Ateistsen bile bu işin aslı-hikmeti nedir diye sor kendine! Varlık gerekçem nedir? Yemek, içmek, ihtiyaçlarımı gidermekten mi ibarettir bu hayat veya varlığımın esprisi?

İslâm Allah’a aittir velhasılı kelam, hayat ona aittir, insan ve sair ne varsa ona aittir, amenna. Ancak bu hakikat ve mevcudat aslı itibariyle Allah’a aittir ama benim bu mevcudat ve hakikatle bağım nedir? Bir kul olarak benim mülkten nasibim nedir esas bunu anlamam gerekiyor. Biz insanların İslamdan, hayattan ve hakikatten kendi payımıza düşeni almamız gerekiyor esas. Yani bu mülk, hakikat ve İslam Allah’ın olduğu kadar benimdir de!

Ama ne yapıyorlar veya ne yaptılar şimdiye kadar? Mülk Allah’ın, İslam Allah’ın, hakikat Allah’ın, hayat Allah’ın diye diye Allah Taala ile hakikat ile, hayat ile, hatta can ve ruh ile aramıza uçurumlar ördüler! Bizi diri diri hakikatten de, hayattan da, candan da, maldan da, ilimden de, mücadeleden de, nesilden de, idealden de koparıp öldürdüler! Vallahi bizleri diri öldürdüler! Öldürseler iyiydi bizi mundar eylediler! Ki şeytana yem olup ahiretimizi de kaybedelim! Yani ahireti, cennetleri, Allah’ın rızasını, nurunu da bizden çaldılar-aldılar! Diri diri gömülen kız çocuklarından çok daha kötü durumdayız! O sabile şehit oldular Allahu alem; bizi ise leş yaptılar dünya ve ahiret cihetiyle!

Her türlü mücadele, mücahede ve cihadı elimizden aldılar ve bizi gelişmek şöyle dursun gerilettikçe gerilettiler! Vallahi 25 yıldır İblisler İmparatorluğu diye diye ancak imha oldum! Çünkü müslüman ve mümin geçinen insanlar bile “Allah’ın dediği olur!” afyonu ile afyonlandırılmışlar ve sanki Allah, Kitap ve Peygamber A.S. bize haşa: “Mal mal oturun, sisteme teslim olun, siz hiç kafanızı yormayın, kendinizi üzmeyin, kılınızı kımıldatmayın, keyfinize bakın, Allah sizin için gerekeni yapar!” Maalesef hem bireysel mücadele ve hem de toplumsal mücadele şuuru öyle bir elimizden alınmış ki mücadeleyi geçtim mevcut aklımızı, ruhumuzu, canımızı, neslimizi, imkanlarımızı dahi zerre kadar koruyamadık ve helak edildik bile! Boşuna dilimizi sert buluyorlar boşuna! Herkes bi aynaya baksın, millete baksın, ülkenin haline bir baksın, ümmete baksın!

Evet, herkesi İslam üzere yaratmıştır Allah Taala. Keza hepimiz, bütün bu hayat maddesi ve manası ile Yaradana aittir, amenna. Lakin biz hayatın, İslamın, hakikatin, mülkün uhdesindeyiz zaten ve bu mülkün içinde nefisler ve olgular yek-vücut bir haldedir. Yani ben hakikate aitim hakikat bana aittir, ben İslama aititm, İslam da bana aittir. Ben mülkü iladenim ama mülkü iladen de pay ve hak sahibiyim hakikat ilkeleri ve şuuru doğrultusunda. Mülk denilince herkes mal ve servet anlıyor maalesef ancak mülkün adil paylaşımını sağlamak, adalet, hakkaniyet veya mülkün hakikat ve medeniyet ile teminat altına alınması ve zulümden ayırma çabası ve mücadelesi de, o ruh da Allah indinde yine mülk anlamındadır. Daha anlaşılır bir ifade ile kanaat de mülktür, kanaat ahlakının ve kanaat medeniyetinin  inşası da mülktür. Yani mülk salt somut olan, salt maddi olan, salt nakdi olan değildir; soyut ve manevi değerler de mülktür.

Türkiye Cumhuriyeti bir mülk ise örneğin, o ülkeyi adil, hakkaniyetli, liyakatli yönetmek ve bunları icra edecek nesiller, insanlar ve kurumlar da mülktür. Çünkü eğer mülk emin olunan bekçisi, muhafızı ile mahfuz ve emniyette değilse o mülk değildir de zulümdür-zulmettir. Zaten o mülk zayi olmuş, ateş olmuş, ifsad olmuş ve ifsad olmakla kalmamış manayı, insanı, hakikati ve dahi hakkı da ifsad etmiş demektir. Demek ki hayvandan kat be kat aşağı olmuş insanoğlunun anladığı şekilde değildir mülk de, halk da, hakikat de, Hak da! Demek ki insan ne kadar aklede, ne kadar fikreder, ne kadar mücadele eder ve kendini doğrultursa o kadar idrak sahibi, hak sahibi, değer sahibi, liyakat sahibi, emanet ehli ve ehli Hak olacaktır. O zaman mülkün de, varlığının da, Melik-ul Mülkün olan Allah Taala’nın da hudutlarını koruyacak ve hakkını verecektir evvel Allah. Ama önce o şuur ve idraka, o dirayete ve emaneti yüklenme vartasına gelmesi lazım.

İşte bu hakikat üzere hepimizi ve her şeyi İslam denilen o teraziye vurarak tartar Mevlâ. O terazi kimin sahte ve cehennem odunu olduğunu, kimin de sahih ve ehli Hâk olduğunu tartar ve tefrik eder gram şaşmaksızın! Zannettiğimiz gibi oyun değil! Veya afyonlanmak, İblisler İmparatorluğunun uşağı olmak, ‘bana ne’ci olarak kuytularda yaşamak bizi hiçbir felaha götürmeyecektir.

Konunun başlangıcına dönersek, İslam kimsenin malı, mülkü, eğlencesi, heves ve hevası değildir! Yani birilerimizin İslamı veya İslamdan anladığını en büyük hatayı yaparak kendine indirgemesi ve İslam işte tam da benim anladığımdır diyerek insanları kaosa, zihinsel buhranlara itmesi, nefret ettirmesi, hakikatten uzaklaştırması ve uyutması başlı başına büyük bir fitne ve bozgunculuktur. İslam ezeli ve ebedi hakikattir. Biz İslamın çıtayı koyduğu yere varmaya çalışacağız, kendimiz çıtalar koyarak ‘İslam aha budur’, ‘Kitap aha budur’, ‘Rasul aha budur’ türünden fitnelerden ve Kur’anın tabiriyle beyinsizliklerden sakınmalıdır. Hepimiz, herkes, aslında en başta haddini bilmeyi öğrenmelidir ki İslamın yanına yaklaşabilelim!

Velhasıl İslam bir meta anlamında bize ait değildir ama yükümlülük ve muhattaplık açısından bize aittir ve İslamın muhattabı bizleriz. Keza hakikat de bir nesne ve mata değildir ve kimseye tekellenemez ancak bizler hakikate aitiz ve hakikatin de tarafı ve karşı taraf muhattabı olarak hakikat bize aittir. Ya o hakikati tastamam idrak edip yaşayacağız ya da tarihten günümüze görüldüğü üzere zillet içinde yaşayacağız! Ve büyük bir kısmımız belki iman bile kurtaramayacağız şu dünyada! Dileriz ki kurtarırız ama Allahın hidayetine layık olmak için hiçbir çabamız yok! Aksine Allah’ın gazabına uğramak için ise birbirimizle yarışıyoruz! İşte bu yüzden evvela akıl sağlığı lazım, ilim lazım, şuur lazım ki sağlam bir imanımız ve insanımız da olabilsin! Ruhen, zihnen ve bedenen sağlıklı olmamız lazım; her anlamda sağlıklı olmamız lazım ki muhakkik olabilelim; hakkı batıldan tefrik edebilelim, iyi ve güzeli kötü ve çirkinden ayırt edebilelim. Allahım imdadımıza yetişsin, bize şifalar, felahlar ve vesileler yaratsın dileriz.

Evet, siz aynada yüzünüze baktığınız kadar İslama, hayata ve hakikate bakmamışsanız elbette İslamı da ve gerçekte kendinizi de tanıyamazsınız! Ve tabi Allah Taala’yı da tanımazsınız, Muhammed Mustafayı da! Denize hiç girmeyen ile o denizde iyi-kötü her gün yüzen insan deniz hakkında aynı yakine sahip olabilir mi!?

Hepimiz denizin veya okyanusun varlığını duyar ve biliriz; ancak denize girmemiş ve açılmamışsak defalarca ve defalarca, denizin ne olduğunu nereden bilelim! O denizden tahsilatımız o denizde yüzdüğümüz ve açıldığımız kadardır ancak!

İşte İslam ve insanların durumu da aynıdır! Hiç içine girip içinde kaybolmadığınız veya içinde yüzmediğiniz, gezmediğiniz İslamı uzaktan ne kadar bilebilirsiniz!? Hayatı hiç irdelemeden yaşamışsan hayata dair ne bilebilirsin!? Allah bize acısın!..

Anti İslamcılık ve İslamcılık kaymağını yiyenler artık kusmalıdır; insanları bu iki argüman ile ifsad edip aldatanlar, Allah ile kulları arasına tuzaklar kurarak kendilerini ihya ve dünyalarını mamur eden her iki cenahın da burnundan gelmelidir İslamı müspet ve menfi olarak kullanmak!.. İnsanlara yazık, hakikate yazık, hepimize yazıktır!.. Hayatlarımız çalındı resmen, ardıllarımızın, nesillerimizin hayatı çalınıyor bu asırlardır süren lanet olasıca batıl hengamelerin içinde!

İnşAllah kusarlar! Çünkü bize acilen hakikat lazım, akıl-izan-irfan lazım, adalet lazım, insanlık lazım, ilim-bilim ve felah lazım; iki cihan selameti lazım hakikaten!

Yalanı geçiniz, edebiyatı geçiniz, heves-heva-ideoloji ve sair müptezellikleri geçiniz! Bize insanoğlu insan lazım, eşrefi mahlukat lazım, hakikat devleti lazım hanımlar beyler!..

Yeter artık aldatıldığımız, helak olduğumuz, rüsvay olduğumuz, putperest olduğumuz!.. Yeter artık! Allah aşkına yeter; Allah bize yeter, hakiki manada iman-irfan yeter de artar bize!

Birlik ve dirlik birinci ilacımızdır! Parti, kitle, mezhep, meşrep, ideoloji ve sair taassup ve bozgunculuklar artık bitmelidir! Yoksa biz biteceğiz tümden! Daha doğrusu bitmiş durumdayız!

“Fitne adam öldürmekten daha büyük bir kötülüktür” diyor Allah Taala. Fitne ve bozgunculuk ile avlıyorlar bizi oldum olası.

Bayram Karaman

  1. Taslak
  2. 3. 2018

Telif hakları Bayram Karaman ve Hakikat Okuluna aittir. Ticari yayın mecralarında izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz ve yayımlanamaz. İsim ve kaynak gösterilerek ise her mecrada fiysebilillah yayımlanabilir.

(Visited 86 times, 1 visits today)

About The Author

You Might Be Interested In

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com