MUKALLİT ve MUHAKKİK / HAKİKAT YAHUT TEVHİD

ARŞİV: İLK YAYINLAMA TARİHİ: 20.01.2020

İki ağaç var. Biri Adem, biri şeytan..

İki yol var. Biri Adem’in yolu, biri şeytanın yolu..

İki taraf var. Biri Âdem ve tarafı, biri şeytan ve tarafı… Âdemin sülbünün az bir kısmı Ademin safında, gerisi şeytanın safında Adem’e karşılar!..

Bir tane savaş var sadece. Her yerde ve her zamanda gerçekte BİR TEK savaş var!

Perde kalkarsa görürsün ki savaş bir tanedir taraflar sonsuz ve savaşlar çeşit çeşit görünse de. Taraflar sadece ikidir. Ve bu bütünün adı TEVHİDDİR. Eğer bu bütünün adı TEVHİD olmasa idi, amcasını katleden ve hatasını anlayıp nihayet hakikaten iman eden ve TEVHİD şuuruna gelen Vahşi’yi affeder miydi Muhammed A.S.? Eğer bu bütünün adı tevhid olmasa idi; birbiri ile savaşanlar nihayet iman edip aynı safta cem olurlar mıydı? Eğer tevhid olmasaydı bütün mesele; kim babasını veya kardeşini ve hatta kendisini öldüreni bağışlardı ki!?

Şeytan bu tevhidin bozguncusudur. Âdem’den Muhammed’e varasıya gelen bütün ÜSTÜNLER (Risalet/Takva/Müttaki) ise bu tevhidin teminatı ve sigortasıdırlar. Ve onların yolundan gidenler de… İşte bu sebeple bütün dava insanların uyandırılması ve şeytanın tarafından; helaktan felah tarafına çekilmesidir. Bu yüzden babasını öldüreni dahi af  yolu salık verilmiştir şayet şeytanın yolundan vazgeçerse-vazgeçmişse katil!

İşte bu mesele bu kadar insanın mevcut zanlarını aşan ve Allah ilminde ve indinde olan bir meseledir. Keza şeytanın yolunu terk etmeyenler-etmeyecekler ise yine aynı tevhidin zor bir emri olarak kıtale maruz bırakılmışlardır. Hayatı öldürene ölüm; hayatı öldürmekten vazgeçip hayatın; tevhidin, hakkın ve Allahın tarafını kesin ve açık olarak seçenlere ise hayat ve af layık görülmüştür.

Fakat bu iş asla ve katta taklit, cehalet, şirk, küfür, zan ve heva kaldırmaz. Bu saydıklarımız zaten ve kesin olarak şeytanın efsaf ve ameliyesidir: İslam bunlardan beri ve münezzehtir. Keza müminler de…

Hak ve batıl hakikatte ayrıdır zanda yahut hevada değil. O yüzden bugün Müslüman postuna girenlerin üstündeki post ekseriyetle şeytanın postudur. Hiç Müslüman yahut müminde şeytanın postu, evsafı ve ameli olur mu? Olmaz. Şeytana ve ehline karşı; bütün hayatı evvel ve ahiri ile, zahir ve batını ile açıkça ayan ve beyan eden Allah, Kitabı ve Rasulü nasıl olur da şeytana hizmet ettirilir! Bu İslam değil, şeytanlığın ta kendisidir.

Yani bugün şeytan ve ehli o kadar şahlanmıştır ki hak ve hakikat bu toz dumanın içinde zayi ve zelil olmuştur. Hak ve hakikatin üzeri örtülmüş ve insan Hak ve hakikatten karanlıkta bırakılmıştır. Dolayısıyla insanlık zulüm ve zulmet içinde kalmış ve kuşatılmıştır her cihetten. Bu yüzden ızdırap ve bozulma ve BOZGUNCULUK-ŞEYTANLAŞMA had safhaya varmıştır.

İş bu raddeye vardığı için artık Allah Taala’nın tecellileri Âdem’in ve Muhammed’in (aleyhisselam) dirilişini mukadder kılmıştır. Şeytana ve ehline karşı hem letaifler (manalar bağlamında-rahmet tecellileri-yumuşaklık ve hilm ciheti-soft power) boyut ve bağlamıyla,  hem de gadap ve celal tecellileri bağlamında Allah Taala zulmete karşı savaşı başlatmıştır.

Şu zamana dek yaşanmış acı ve zayiatlarımızın gazaya sayılmasını diliyoruz Allahtan. Geçmiş ve gelecek iyilik ve kazanımlarımızın da mübarek olmasını; ameli Salih olmasını dileyerek Allahtan; hem dünya ve hem de ahiret cihetiyle en güzel dirilişe erişmeyi umalım ve bunun azminde olalım inşAllah.

Evet, bu bütünün adı tevhiddir. Tevhid, hem gördüğümüz, hem görmediğimiz; hem zahir ve hem de batın cihetiyle ezelden ebede olan bu hayatın tam ADI-KİMLİĞİDİR. Kim Allahın verdiği hayat sazını Allahın istediği gibi çalarsa; kim ki Allahın emrini Allahın emrettiği gibi alıp onunla emir olunursa: Yani kim ki Allahın emrinde ve muradında yok olursa o kurtulmuştur. Tevhide eren kimse için ezel ve ebed; evvel ve ahir BİR OLMUŞTUR. Bu sıfatlar bir olan Allah Taala’ya aittir. O Birdir, Vahiddir, Ahaddır, Sameddir; parçalar halinde; kesret halinde olmaktan münezzehtir. KESRET BİZİM İMTİHANIMIZDIR YALNIZCA. İŞTE BU İMTİHANIN ŞİFRESİ: ‘LA İLAHE İLLA ALLAH, MUHAMMEDEN RASULULLAH’tır bu yüzden.

Taklit, hakikatin önündeki en büyük engellerdendir. Taklitçi, asılı taklit ile kendisini asıl zanneder. Halbuki o taklit onu asıl olmaktan mahrum bırakmış bir zulümdür. Ve o zulüm ve zulmet (karanlık-cehalet-zan) onu zalim yapmış; şeytana hizmet ettirerek şeytanın kulu yapmıştır kendisini. Mukallit zalimdir ve mukallidin zulmü şeytanın emrin-den-dir. MUKALLİT ŞEYTANA ÇALIŞIR; ŞEYTANA KULLUK EDER. MUKALLİTLER ASIL OLMADIKÇA ALLAHA KUL OLAMAZLAR!

Hani ayet: “Onlara de ki: Bizler müminleriz (asıl olanlar-erenler) demesinler; bizler ancak Müslümanlarız (teslim olan ancak işin aslına tam olarak eremeyen kimseler) desinler’

Velhasıl, hiçbir mukallit asıl olmadıkça zulümden ve zalim olmaktan kurtulamaz. O ancak şeytana kulluk ve hizmet vartasında kalır mukallit kalmak ile. O yüzden, taklit vartası asılın yerine ikame edilmek için değildir; taklit asıla erişmek için geçilecek bir vartadır. Taklit vartasını aşamayan helak olur velhasıl; zalim ve cahil olarak kalakalır.

Taklit vartası tahkike hızlıca gitmenin yoludur; taklit asılın yerine ikame edildiğinde felaket olmakta ve şeytanın emrinde bir varta olarak kalmakta ve insanları ifsad etmektedir hem enfüsen ve hem de afaken. Yani hem öznel olarak, hem de nesnel olarak.

Muhammed, zulmeti, taklidi, zannı, hevayı yarıp-aşıp  Allah’ı bulan ve Allah’a ulaşan kimsedir. O, Allah’ı bulup, Allah’ın muradına tastamam ram olup Allah indinde emin olunan ve Allah’ın korumasına giren-girmeye layık olan ve böylece Allah Taala’nın, emanetini; nurunu kendisine indirmeyi-inzal etmeyi kendine ve Ona farz kıldığı kimsedir Muhammed.

Muhammed A.S., Allah Taala’nın muradının tecelligahı olan ve Allah Taalanın kendisini aziz kıldığı kulu ve rasulüdür.

Muhammed’e zan ile, taklit ile gidilemez. Ona ancak ve ancak tahkik ve ihlas ile gidilebilir. Yani samimiyetle, gayretle, dertle ve sevgiyle Ona gidilebilir ancak. Keza ona vahyolunan Kur’an’a da ancak bu şekilde gidilebilir. Ve bu yolda ancak Onun gibi: Allah’ın Ona emrettiği ve kendisinden soyunup atmasını istediği her şeyden soyunup atarak ancak yürünebilinir. O hem rehberdir, hem yolcudur, hem örnektir, hem de yolun bizatihi kendisidir.

Onu gören her yeden ve tüm zamanlardan görür. Onu görmeyen ise dizinin dibinde de olsa Onu göremez.  Evet, Muhammed ola cümlemize muhabbet. Onunla alay etmekten, Onun yolu ile alay etmekten, Ona münafık olmaktan, Ona hain olmaktan, Ona düşman, Ona gafil olmaktan Allaha sığınırız. Onun gibi iman ve amel etmedikçe yol bulamaz kimse Allaha; selamete ve İslama…

 

Muhammed Mehdi A.S.

(Visited 3 times, 1 visits today)

About The Author

You Might Be Interested In

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com